Zayıflama’da Beslenme Alışkanlıkları, Porsiyon Boyutu ve Kilo ilişkisi

Zayıflama’da Beslenme Alışkanlıkları, Porsiyon Boyutu ve Kilo ilişkisi

İnsanları, izole edilmiş olarak gıda veya besinleri yemiyorlar. Burada çevre faktörleri önemli rol oynamaktadır. Peki Zayıflama’da Beslenme Alışkanlıkları, Porsiyon Boyutu ve Kilo ilişkisi nasıldır?

İnsanlar alışagelmiş genel bir yeme alışkanlığı ile yemek yiyorlar. Akademisyenler, belirli besin veya yemek alışkanlıkların, kilo kontrolüne yardımcı olup olmadığını veya kilo almaya katkıda bulunup bulunmadığını araştırmaya başladı. Bununla birlikte son otuz yıl içinde porsiyon boyutları da hızlı bir şekilde artmıştır.

Örneğin, çocuklar, okul gıdalarından ziyade hazır yiyecekleri daha çok tercih ederler. Bu tüketimde onların daha fazla kaloriyi bünyelerine almasına yol açar. Çocukların bu eğilimleri aynı zamanda obezite epidemisine yol açtığı düşünülmektedir.

Beslenme Alışkanlıkları ve Kilo ilişkisi

Sağduyulu Beslenme alışkanlıklarında kepekli tahıllar, sebzeler ve meyveler içeren diyetler kilo alımına karşı korurken, “Batı tarzı” Beslenme alışkanlıklarında – daha fazla kırmızı et veya işlenmiş et, şekerli içecekler, tatlılar, rafine karbonhidratlar veya kızarmış patatesler tüketilmesiyle obeziteye yol açmaktadır.

Batı tarzı beslenme alışkanlığı, aynı zamanda kalp hastalığı, diyabet ve diğer kronik rahatsızlıkların artmasına da yol açmaktadır. Yapılan araştırmalarda Akdeniz tarzı beslenme alışkanlıkların, kilo kontrolü sağladığı ve kronik hastalığa karşı koruduğu belgelenmiştir.

Geleneksel Akdeniz tarzı beslenmede aslında yağ oranı (kalorinin% 40’ı) tipik Amerikan diyetinden (kalorinin% 34’ü) daha yüksektir, Ancak yağın çoğu zeytinyağı ve diğer bitki kaynaklarından gelmektedir. Bu beslenme tarzı ayrıca meyveler, sebzeler, kuru yemiş, fasulye ve balık bakımından da zengindir.

2008 tarihli bir sistematik araştırmada, yapılan birçok çalışmada, Akdeniz tarzı bir diyet uygulayan kişilerin daha düşük obezite oranlarına ve daha fazla kilo verme eğilimine sahip olduğunu bulmuştur. Ancak tek tip bir “Akdeniz” diyeti yoktur ve çalışmalarda genellikle farklı tanımlamalar kullanılmıştır, bu nedenle bu konuda daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Kahvaltı, Yemek Sıklığı, Aperitif ve Kilo Verme,

Öğün atlama; Kahvaltıyı atlamanın kilo alımı ve obezite riskini artırdığına bir gerçektir. Her ne kadar çocuklarda, özellikle de gençlerde, yetişkinlerde olduğundan daha güçlüdür. ABD’de son 30 yılda yemek sıklığı ve atıştırma oranı artmıştır.

Çocukların günlük kalorilerinin yüzde 27’sini, başta tatlılar ve şekerli içecekler olmak üzere, her gün atıştırmalıklardan ve artan oranda tuzlu atıştırmalıklardan ve şekerlemelerden almaktadırlar. Ancak yemek sıklığı, atıştırma ve kilo kontrolü arasındaki ilişki hakkında çelişkili bulgular elde edildi ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuldu. 

Porsiyon Boyutları ve kilo ilişkisi

1970’lerde porsiyon boyutları hem evde yenen yiyecekler hem de yetişkinler ve çocuklar için evden alınan yiyecekler için artmıştır. Kısa süreli çalışmalar, insanların daha büyük porsiyonlar halinde sunulduğunda daha fazla yediklerini açıkça göstermektedir.

Örneğin, bir araştırma da , sinemada film izleyicilerine bayat patlamış mısır büyük veya orta büyüklükteki kovalarda verilmiştir. Denekler, patlamış mısırın tadını beğenmediklerini ancak buna rağmen patlamış mısırları büyük kaplarda alanların orta ölçekli kaplar alanlara göre yine de yaklaşık % 30 daha fazla yedikleri görülmüştür. 

Bir başka çalışma, daha büyük içecekler verilen insanların daha fazla içmeye eğilimli olduklarını, ancak daha sonraki gıda tüketimini azaltmadıklarını göstermiştir. Ek bir çalışma, daha büyük porsiyon boyutlarıyla birlikte kullanıldığında, insanların daha sonra yemelerinde bir azalma olmaksızın, daha fazla yemeye eğilimli oldukları tespit edilmiştir.

Porsiyon boyutlarının obeziteyi arttırdığı hipotezi doğruluk payı olmakla birlikte, bu konuda ileriye dönük araştırılmaların yapılması gerekmektedir.

Enfes Yiyecekler ve Kilo ilişkisi

Fast food diğer bir deyişle hazır gıdalar, büyük porsiyonları, düşük fiyatları, yüksek lezzet ve yüksek kalitesi ile bilinir. Gençler ve yetişkinlerde yapılan çalışmalarda sık sık fastfood tüketiminin, aşırı yemek yeme isteğine ve yüksek şeker içeriği ile kilo alımına yol açtığı tespit edilmiştir. 

Örneğin CARDIA isimli araştırma,13 yıl boyunca 3.000 genç ve erişkini bu konuda izledi. Çalışmanın başlangıcında fastfood besin tüketim düzeyi yüksek olan insanların, düşük fastfood tüketimine sahip olanlardan ortalama 7kg daha fazla ağırlığa sahip olduğu görüldü. Ayrıca bu kişilerde daha geniş bel çevresi ve trigliseritlerde daha büyük artışlar meydana geldiği görüldü. Bununla beraberinde bu kişiler bu beslenme tarzları ile gelişebilecek metabolik sendrom ve hastalık yakalanma olasılığını ikiye katlandığı görüldü.

Hazır yemek yemenin, insanların yaşadığı çevre etkisini ve insanların hazır yiyecek yemeye daha muhtemel hale getirebileceği diğer bireysel özelliklerden etkilenmesini azaltmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. 

Sonuç: Sağlıklı Beslenme  Hem Kilo Verdirir hem de Kronik Hastalıkları önler

Yetişkinlik dönemindeki kilo artışı, genellikle bir yılda yaklaşık yarım kilodur. Bu artış çoğu insanın fark edemeyeceği kadar yavaş bir kazanımındır. Ancak bireyin beslenmesini artırması ile birlikte zaman içinde bu rakamın çok üstüne çıkabilmekte ve obezite gibi halk sağlığını tehdit eden bir boyuta ulaşabilmektedir.

Yapılan araştırmalar şu kesin sonucu ortaya koymuştur. “Sağlıklı Beslenme” kesinlikle kilo verdirmekte ve kalp, şeker gibi kronik hastalıkların önlenmesini sağlamaktadır.Bunun için:

  • Az işlenmiş, bütün gıdalar-tam tahıllar, sebzeler, meyveler, kuru yemişler, sağlıklı kaynaklardan elde edilen Protein (balık, kümes hayvanları, fasulye) ve bitkisel yağlar.
  • şekerli içecekler, rafine tahıllar, patates, kırmızı ve işlenmiş etler ve fast food gibi diğer yüksek işlenmiş gıdaları mümkün oluğunca az tüketin.

Tabii bu beslenme alışkanlığındaki değişim, kilo kontrolüne katkısı olmasını sağlarken yapılan değişiklik küçük gibi olsa da genele yayıldığı zaman tüm toplumun sağlığına olumlu etki edebilecek büyük bir etki yaratabilir.

İnsanların yiyecek seçimleri çevreleri tarafından şekillendirildiğinden, Devletin sağlıklı yiyecekleri daha iyi erişilebilmesini sağlayan ve sağlıksız gıdaların kullanılabilirliğini ve pazarlamasını azaltan politika ve çevresel değişiklikleri desteklemesi zorunludur.

kaynak: Harward Üniversitesi. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir