Corona Virüsün Psikolojik Etkileri

Corona Virüsün Psikolojik Etkileri

Corona Virüsün Psikolojik Etkileri. Dünya Sağlık Örgütünün  (WHO)  Corona Virüsü hastalığını  “Pandemi”  ilan etmesi ile beraber 7 den 70’e  hepimizin hayatını  olumsuz etkilemeye devam etmektedir.  Sağlığımızın ciddi risk altında olması nedeniyle alınan koruyucu önlemler ile toplumsal düzen değişmiş ve günlük rutinlerimiz önemli ölçüde farklılaşmıştır.   Hayatımızın rutini birden tersine dönmüştür.

Herkesin alışkanlıkları ve rutinleri büyük oranda değişmiştir.  Çocukların okul, oyun, eğlence ve arkadaşlık rutinleri değiştiği gibi gençlerin, kadınların, yetişkinlerin ve yaşlıların da rutinlerinin değiştiğini görmekteyiz. Yaşam döngümüzün değişmesi psikolojimizi de etkilemektedir.   İki kişi yan yana geldiğinde  acaba virüs bana da  bulaşır mı diye?  birbirine kuşkuyla,  korkuyla  bakabilen, sürekli ellerini yıkayan, üstünü başını silen, dışarıya ekmek almaya çıkıp da eve gelince saatlerce banyo yapan insanlar olduğu gibi, ölümden öte köy yok ne olacak en fazla ölürüm diyen çok rahat insanları da görmekteyiz.   

Coronoyu bu kadar sevimsiz ve korkunç kılan şey;  Çok hızlı yayılması,  tedavisinin  tam olarak bilinmemesi  ve ölümcül olabilen bu salgın karşısında tüm  Dünya’nın çaresizliği, insanlar üzerinde travma etkisi  oluşturmaktadır. Travma; zihnimizin kaldıramayacağı düşünsel, duygusal ve davranışsal bir yükle karşı karşıya kalma durumuna  denir. Travmalar;  insan  zihninin anlayamadığı, algılayamadığı, kaldıramadığı, eritemediği bir ham armut gibi boğazına durduğu veya midesine taş gibi oturan yapılara denir.  Onu hatırladıkça, o yaşantı uyarıldıkça, tetiklendikçe   o günün duygusuna girer ve ondan çıkamaz. Bu nedenle travmalar,  tedavi edilmezse kalıcı olabilmekte ve insan hayatını zora sokabilmektedir.

Corona Virüsün Psikolojik Etkileri, korona virüs etkileri, covit-19 olumsuz etkileri

  Travmalardan  en çok da çocukların  etkilendikleri  bilinen bir gerçektir.  Çocukların bu  Corona travmasından en az derecede etkilenmeleri  anne babanın olaylara verdiği, vereceği  tepkilerin önemi çok büyüktür.  Ebeveynlerin kendi sağlıklarını önemsedikleri gibi  çocuklarının sağlıklarını önemsemeleri  de  çok önemlidir. Gerekli sağlık tedbirlerini almaları hayati önem taşır. Fakat bu kaygıyı fazla abarttığımızda çocuklarda ve yetişkinlerde obsesyonlar ve kompülsiyonlar (okb) görülebildiği gibi Anksiyete bozukluğu, panik ataklar v.b  şikayetlerde de artış görülebilmektedir.

Belirsizliğin  ve muğlaklığın  insan psikolojisindeki karşılığı kaygıdır. Kaygı bulaşıcıdır aynı zamanda.  Bir  yerde korku ve endişe varsa, beyimizde  sempatik sistem aktive olur. Bu sistem sürekli aktive olması durumunda yani parasempatik sisteme (Kişinin kendisini güvende hissettiğinde, rahat ve dingin hissettiğinde beyinde aktive olan sinir sistemidir. )  geçilmesinin uzun   zaman alması durumunda insan psikolojisi olumsuz etkilenir.  Bu durum sürekli teyakkuzda (alarmda)  kalınması durumudur. Kırmızı da kalmak, sürekli savaş  pozisyonunda kalmak gibidir de diyebiliriz.

 Çocuklar hayatı, çevrelerindeki erişkinlerin özellikle anne- babalarının  verdikleri tepki  ile algılarlar. Anne baba, teyze, amca, dayı yani çocuğun en yakınındaki insanlar sürekli kaygılıysa çocuk o kaygıyı farkında olmadan içselleştirir. Çocuklarımızı  koruyabilmemiz için öncelikle kendimizi (duygu, düşünce ve davranışlarımızı)  kontrol edebilmemiz gerekir. Çocuklar, olayları yorumlamalarındaki güçlük nedeni ile daha fazla kaygı yaşayabilir  ama bunu ifade etmede zorlanabilirler.  Kaygılarını uyum bozukluğu şeklinde dışa vurabilmektedirler. ( Uyku bozukluğu, yeme bozukluğu, davranış bozukluğu, tik, kekemelik v.s) Onlardaki duygusal değişimleri daha yakından takip etmek  bu yüzden çok önemlidir.

Şunu unutmayın;  Travma beyni,  kişiliği değiştirir.  Her türlü psikopatolojiyi kolaylaştırır.  Travmalar,  kendisini  Semptomlarla  ifade eder. (panik atak, okb,  gece korkusu, fobiler  v.b)

Duygular,  düşüncelerimizin yansımasıdır. Kaygı uyandırıcı şeyler düşündüğümüzde korkar, güzel bir yer, güzel bir anı  hayal ettiğimizde rahatlarız. Çığ altında kalıp kurtulan kişilere nasıl hayatta kaldıkları sorulduğunda “havanın çok sıcak olduğunu hayal ettik” diye cevap vermişlerdir.  Duygular düşüncelerimizi şekillendirir. Korktuğumuzda, her şeyi olumsuz algılar ve felaket senaryoları kurgularız.  Mutlu iken, aklımızdan geçen güzel düşüncelerle çevremizi olumlu görürüz.

Duygular fizyolojimizi etkiler. Kaygılanınca kalbimiz çarpar, ellerimiz titrer, nefesimiz hızlanır.  Keyifliyken  vücut ısımız regüle olur, kalp ritmimiz optimumdur, soluk alış verişlerimiz düzenlenir, savunma hücrelerimiz güçlenir. Düşünce, duygu ve beden arasındaki denge ve uyum çok önemlidir.

Corona Virüsün Psikolojik Etkileri, korona virüs etkileri, covit-19 olumsuz etkileri

Tüm bunları son günlerde yaşanan “Corona Virüs” korkusuna uyarlayacak olursak; sosyal medya hesaplarında, mesaj guruplarında  her bulduğumuz haberi okumak, okumakla kalmayıp üye olduğumuz diğer gruplarda paylaşmak, haberleri sonuna kadar açıp çocukların duymasına aldırış etmeden ölüm haberlerini dinlemek, hijyen tedbirlerini  takıntı boyutuna taşımak ruhsal dayanıklılığı az olan kişileri özellikle etkileyerek onların kuruntularını iyice artırmakta, yemek düzenlerini, uyku düzenlerini  değiştirmekte, psikolojilerini olumsuz etkilemektedir.

 Bu durum, soğukkanlı insanları bile gereğinden fazla tedirgin yapabilmekte  ve toplumda korku kültürüne  neden olabilmektedir.  Bu korku kültürü  ise, sağlıklı düşünmemizi engelleyebilmektedir.  Oysa hayatta kalabilmek için her şeyden önce sağlıklı düşünebilmemiz  gerekir.

Çocukların güvenlik duygusunu koruyabilmek ve ruhsal travmanın etkilerini en aza indirebilmek için yetişkinlere düşen görevler vardır. Bunları şu  şekilde özetlenebilir;

• Öncelikle biz yetişkinler  olarak  duygularımızı, düşüncelerimizi,  davranışlarımızı kısaca kendimizi  kontrol etmeliyiz,

• Sorulan sorulara kısa, net ve doğru bilgilendirme yapmalıyız,

• Çocukların sordukları Soruları mutlaka yanıtlamalıyız.  Onların anlayacağı somut ifadeler kullanmalıyız,

• Korkutucu değil, umut ve güven verici yaklaşımda bulunmalıyız,

• Güvenlik önlemleri alırken tehdit ifadeleri kullanmamalıyız,

• Tedbir önlemleri ile ilgili uygulama yapıp onların öğrenmelerine yardımcı olmalıyız, davranışlarımızla örnek olmalıyız. Çocuklar söylediklerimizden ziyade davranışlarımızı dikkate aldıklarını unutmamalıyız.

• Haberleri kontrollü izlemeliyiz, çocuklarımızı  felaket senaryolarına maruz bırakmamalıyız,

• Onları korumak için hem anne- babaların , hem de  sağlığımızdan  sorumlu olan herkesin  (doktorların, sağlık çalışanların ve ülkeyi yöneten herkesin)  çalıştığını vurgulamalıyız.

Ülke bazında  alınan önlemler,  (Sağlık bilim kurulunca ve sağlık bakanlığınca) gayet uygundur ve sakin kalıp kendi üzerimize düşenleri yaptığımızda, hem ruh sağlığımızı hem de beden sağlığımızı korumuş olacağız.

Son olarak; kendi kaygılarınızı, korkularınızı regüle etmekte (düzenlemekte) zorlanıyorsanız, son zamanlarda yaşananlardan dolayı çocuklarınızın  ve kendi  psikolojinizin olumsuz yönde etkilendiğini düşünüyorsanız bir uzmandan  profesyonel  destek  alınız.

Tedbir  bizden,  takdir Allah’tandır.  Biz elimizden geldiğince tedbirimizi tabiki alacağız. Ama şunu da unutmamak lazım;  insanı ölümden  eceli korur.

 

Klinik Psikolog Erol Akdağ

Kaynak: www.pendikpsikolog.net

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir