Kahve sağlıklı bir besindir: Efsane ya da gerçek?

Kahve sağlıklı bir besindir: Efsane ya da gerçek?

Bilimsel araştırmalar, orta düzeyde kahve tüketiminin sağlık üzerinde faydaları olduğunu, günü keyifli ve canlı bir biçimde geçirmeyi sağladığını kanıtladı.

Kahve sadece uyanık kalmaya değil kısa süreli hafıza, düşünme ve odaklanma gibi bilişsel yeteneklerin etkinliğine de yardımcı oluyor. Ayrıca araştırmalar kahvenin kadınların korkulu rüyası olan selülite neden olmadığını da ortaya koydu. Tam tersine, çalışmalar kahvenin yağı ayrıştıran enzimleri harekete geçirdiğini ve lenf akışını kolaylaştırdığını gösteriyor. Siz de orta düzeyde kahve tüketerek vücudunuzun antioksidanlardan faydalanmasına izin verin, gününüz daha keyifli ve canlı geçsin!

Kahve Dünyada sudan sonra en çok tüketilen içecek 

Kahve bundan 1000 yıl önce ilk olarak Etiyopya’da bir çoban tarafından keşfedildi. Efsane; keçilerinin bu meyveyi yedikten sonra yerinde duramaz hale geldiklerini gören çobanın merak edip meyvenin tadına bakmasıyla başladı. Bu mucizevi bitkiyi keşfedenler, muhtemelen kahvenin yüzyıllar sonra dünyanın sudan sonra en çok tüketilen içeceklerinden biri olacağının farkında değillerdi…

Gün içinde yiyip içtiğimiz pek çok meyveyi dalında görme şansına sahipken her gün belki birkaç fincan içtiğimiz, öğünlerimizden eksik etmediğimiz kahvenin nerede yetiştiğini, meyvesinin neye benzediğini bilmiyoruz. Çünkü tropik iklimlerde yetişen kahve Türkiye’de yetişmeyen ender meyvelerden biri.

İçinde sadece 2 küçük kahve çekirdeği bulunan her bir kahve meyvesi, sahip olduğu yüksek antioksidan özelliğiyle aslında büyük bir mucizeyi de içinde saklıyor. Serbest radikallerin vücut üzerindeki zararlı etkilerini azaltarak hücreleri korumaya yardımcı olan antioksidanlardan biri olan polifenolün en çok bulunduğu gıdaların başında gelen kahve, kavrulduğunda da bu özelliğini yitirmiyor.

Polifenol miktarına göre en önemli antioksidan kaynakları:

Kırmızı şarap = 200-800 mg/kadeh
Kahve = 150-550 mg/kupa
Kakao = 150-200 mg/kupa
Yeşil çay = 150-200 mg/kupa

Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tanju Besler’e kahvenin antioksidan özelliğini sorduk;

– Kahvenin antioksidan özelliği ile ilgili yapılmış araştırmalar var mı? Varsa sonuçlarını anlatır mısınız?

Kahvenin antioksidan içeriği, kapasitesi ve beslenmede antioksidan alımına katkısıyla ilgili izlediğim kadarıyla özellikle 2000 yılından sonra çok sayıda çalışma yapılmaya başlandı. Bu çalışmalarda kahvenin içeriğindeki biyoaktif bileşenlerle önemli bir antioksidan kaynağı olduğu belirtilmektedir.

Kahvenin antioksidan alımına katkısını değerlendiren çalışmaların en çarpıcılarından biri Scranton Üniversitesi’nde yapılmış. Bu çalışmada beslenmede yer alan meyve, sebze, şarap, baharat ve yağları da kapsayan 100’den fazla besinin tüketim sıklığı da göz önüne alınarak, Amerikalıların günlük antioksidan alımına katkısı değerlendirildiğinde, en önemli kaynaklardan biri olarak kahve görülmektedir.

– Kahve ile diğer besinleri antioksidan özellikleri açısından karşılaştırarak değerlendirir misiniz?

İçime hazır porsiyon miktarı üzerinden polifenolden zengin içeceklerin antioksidan kapasitesi karşılaştırıldığında kahvenin bir fincanda en yüksek antioksidan kapasitesine sahip olduğu görülmektedir. İçecekler arasında yapılan çalışmada kahveyi kakao, yeşil çay, siyah çay ve kuşburnu izlemektedir. Norveç, Amerika ve İspanyadaki çalışmalara benzer olarak 2009 yılında 8700 Japon ile yapılan bir çalışma da çay tüketimi ile anılan Japonların da beslenmede en önemli antioksidan kaynağının kahve olduğu, bunu yeşil çayın takip ettiği görülmektedir.

– Antioksidanların faydaları nelerdir? Ne tür antioksidanlar vardır? Özellikle şehir hayatında, günlük koşuşturmamızı düşündüğümüzde beslenmemizdeki en iyi antioksidan kaynaklarımız nelerdir?

Oksidan maddeler, biyolojik moleküller üzerinde zaman zaman hasara yol açabilen aktif bileşenlerdir. Hava kirliliği, sigara dumanı, UV ışınları en çok maruz kaldıklarımız arasında sayılabilir. Kalp ve damar hastalıkları ile kanser gibi ciddi hastalıkları başlatabilirler, ilerletebilirler. Antioksidanlar, olumsuz olabilecek oksidasyon tepkimelerini engelleyerek, olası oksidatif hasarlara karşı savunmamızı sağlayan en önemli biyolojik silahlarımızdandır. Çok sayıda antioksidan sistemi mevcuttur, bunların bir bölümü doğal yoldan gelişir, bir kısmını ise beslenmemizde gıdalar yolu ile aldığımız bileşikler ile sağlarız. Günlük diyetimizin birçok öğesinde antioksidan bileşik ve vitaminler bulunur. Sebze ve meyveler, bazı sert kabuklu kuru yemişler, kahve, çay, gibi içecekler bunlar arasında sayılabilir.

– Tükettiğimiz hazır kahveler katkı maddesi içeriyor mu?

Dalından alınan kahve ile tükettiğimiz kahvenin antioksidan değerleri aynı mı?
Hazır çözünebilir kahveler sadece su ve kahve çekirdeğinin başka hiçbir madde katılmadan bir takım teknolojik işlemlerden geçirilmesi ile elde ediliyor. Kahve bir meyve çekirdeği ve kavrulmadan önce yeşil renkte bulunuyor. Kahve çekirdeğinin yeşil hali de, kavrulmuş hali de antioksidan özellik gösteren bileşiklerden zengin olduğu bilinmektedir. Bu bileşikler birbirinden farklı yapılarda olsa da antioksidan aktiviteleri aynı derecede yüksektir.

– Kahve genel olarak uyku açıcı ve enerji kaynağı olarak bilinen bir içecek. Buna dair biraz bilgi verebilir misiniz?

Kahve içeriğindeki özellikle kafein ve kafein benzeri bileşenler nedeniyle orta derecede uyarıcı bir içecek olarak bilinmekte, dolayısıyla zaman zaman bireylerin kendilerini daha canlı hissetmesine neden olduğu belirtilmektedir.

Orta düzey (2–3 fincan) kahve tüketiminin fiziksel ve zihinsel performansı arttırdığı yönde verilerin olduğunu biliyoruz.

– Genellikle kahvenin etken maddesi olarak bilinen kafeinin zararlı olduğu düşünülür, gerçekten zararlı mıdır? Günlük tüketimi ne kadar olmalıdır? Kahve dışında başka hangi gıdalarda kafein vardır?

1958’de, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) kafeini güvenli (GRAS) sınıfına dahil etmiştir. 1987’de FDA normal kafein tüketiminin sağlığı tehdit edecek bir riske yol açmayacağını tekrar onaylamıştır.
Buna ek olarak, hem American Medical Association, hem de American Cancer Society orta düzeyde kafein tüketiminin güvenli olduğunu belirtmiştir.

190’ın üzerinde ülkede, sağlık otoriteleri tarafından kafeinin güvenli olduğu kabul edilmiştir.
Elbette her şeyde olduğu gibi kafeinin tüketim dozu sağlık açısından önemlidir. Günlük güvenli doz 300mg olarak kabul edilmektedir. Bu da 3–4 fincan Türk Kahvesi, 5–6 fincan hazır kahve, 6–8 fincan çay, 6 kutu kolalı içecekte bulunan miktarlardır. Kakao içeriğiyle çikolatada da bir miktar kafein bulunur. Gün içerisinde tüm bu besinleri bir arada tüketebildiğimiz için 2–3 fincan kahve tüketimini aşmamak önerilir. Bu miktar gün içerisinde tüketilen diğer kafein kaynaklarını ne kadar tükettiğimiz ile ilişkili olarak artıp azalabilir. Dolayısıyla kahve tüketen bireylerin belirttiğimiz diğer kafein kaynaklarını da dikkate alarak günlük 300 mg kafein tüketimini hiçbir koşulda geçmemeleri gerekir.
– Uyumadan önce kahve içmek uykunun kalitesini etkiler mi?

Son dönemde yapılan bu tür bir araştırma, günlük yedi fincana kadar kahve içmenin daha az uyumamız ile ilişkili olmadığını göstermiştir. Eğer kafeine bir hassasiyet varsa uykuya dalış süresi biraz uzayabilmekle beraber rüya görme sürecinde ve uyku kalitesine herhangi bir etkisi olmadığı yönünde veri mevcuttur. Aynı çalışmada ve bazı benzer çalışmalarda gün boyu yaşanılan problemleri düşünerek yatağa yatmanın uykuya dalış süresini de kahveden çok daha fazla uzattığı belirtiliyor. Yani uyku sürecinde günlük stresler kahve tüketimine göre daha fazla etkin olabileceği anlaşılabilmektedir.

– Kahve tüketimiyle bazı hastalıklardan korunmanın mümkün olabildiğine yönelik bazı verilerin olduğunu duyuyoruz. Doğru mudur?
Kahve tüketiminin Parkinson, Alzheimer, Tip2 diyabet ve bazı karaciğer hastalıkları, karaciğer ve kolon kanseri üzerine önleyici veya bu hastalıkların seyrine olumlu etkilerini gösteren çalışmalar umut vericidir. Yine de kesin konuşmak için daha fazla sayıda çalışmaya ihtiyaç vardır. Bugün bilimin geldiği noktada kahvenin fiziksel ve zihinsel performansı arttırabileceği, iyi bir antioksidan kaynağı olduğunu ve günlük sıvı alımına katkıda bulunabildiğini daha rahat söyleyebilmekteyiz.

– Kahvenin enerjisi/kalorisi var mı?

Kahve bir fincanda 1–3 kalori kadar enerji içerdiği için kalorisiz içecekler sınıfına dahildir. Kahvenin enerji içeriğini arttıran uygulamanın içine konan şeker olduğunu belirtmek gerekir.

– Rejim yapan kişilerin günlük beslenmesinde kahve yer alabilir mi?

Enerji içermediği için tabii ki yer alabilir. Zaten zayıflama diyetlerinde tüm besinler ve içecekler yer alabilmekte ancak tüketilen miktara dikkat etmek gerekir. Çalışmalar kahve tüketiminin metabolizma hızında ortalama %6 civarında (%2 – 12 arasında) bir artış yaratabileceğini göstermektedir. Özellikle kilo vermek için olmasa da, yüksek kalori içeren diğer alternatifler yerine sıvı alımına da katkıda bulunabildiği için tercih edilebilir.

Yazan Editör

Didem SALİCİK

Gıda Mühendisi

kaynak: gidagundemi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Your above the fold CSS (copy the text bellow) :